top of page

Çin Dünya'yı Komünizm'e Doğru Zorlarken

Writer: Merih Atak
Merih Atak
Oct 8
5 min read

13.09.2026

Çin sinsi değil, sinsi bir planla Dünya Kapitalist Sistemi’nin altını oymuyor, küresel sistemin halklar cephesi oyulurken o garip bir kurtarıcı rolüne soyunuyor: Yeni Zaman Peygamberi kılığında Din’e ve Allah’a inanmayarak. Borçlar veriyor ve sana karışmıyor. Bunu yapsaydı buyurgan Kolonist ve din pazarlayan Beyaz Adam’ın rolünü yerine getirmiş olurdu. O, ciğeri Kapitalizm’de atan her Başkan’ın ülkesini peşkeş çekmesine olanak sağlamasını istiyor. Kalbinde Çin, Ufkun’da Dünya var Mao gibi söylersek. Ve Deflasyon yaratacak kadar da Romantik bir Komünist! Her İdeoloji Dünya’ya bir tasarım sunar, o da ideoloji ihraç etmeyip muhtaçlık ilişkisinden savaşa bilenmeye kadar bir yol seçiyor. Komünizm de bir iyilik hareketi değildir!

Yazan: Merih Atak

13.09.2026

Şu işe bakın ki, Sosyalizm’in son aşması Komünizm, Postmodernizm’in Tarihin Sonu Tezi’yle örtüşüyor. Kısaca bir varmış, bir yokmuş diyerek başlarsak söze, Sosyalizm geçiş aşamasıdır ve sonrasında tarih Komünizmle sonlanacaktır. Çünkü Sanayi Dervimi Sonrası’nı Marx böyle öngördü. Ve çok kutuplu Dünya düzeni Yeni Ortaçağ’a mı yoksa Dünya’nın ikinci süper gücünün Dünya’yı kuşatmasıyla garip bir biçemle Dünya’nın son aşamasına yani Komünizm’e mi geçecek?  Bu tarihin Lenin’in iddia ettiği gibi bir sarmal mı yoksa Mao’nun dediği gibi doğrusal mı ve içinde döngüler, sıçramalar mı barındırdığı sorusu aynı zamanda. Bunu Dünya Halkları ve devletler sanırım tam 200 yıl tartışıyor olacak. Çünkü Trump da şimdiden Lenin’in Tarih Anlayışı’na teslim olmuş durumda ve Fibonacci Yasası’nın Tarih’te işlediği kanaatinde. Tarih tekerrürden ibarettir anlayışının sol karşılığı bu sarmal yani döngüsel tarih anlayışı. Ama Mao ve Çin, tarihin doğrusal olduğunu düşünüyor Hegel gibi ve geriye dönüş söz konusu değil, ilerlemeci bir tarih anlayışı söz konusu. O halde ne oluyor? Tarihe müdahale eden anlayış, Dünya’yı komünizme mi sürükleyecek yoksa yardım dernekleri halka bakarken Lord’lar Dünya’da hüküm mü sürecek ve Rönesans, Reform, Aydınlanma Dönemi yeniden mi yaşanacak. Bu tamamen sayısı 1,4 milyar olan Çin Halkı’nın ve komünist devletiyle karşısındaki hükümet yıkan, savaş açan, emperyal yanıyla sömüren sermayedarların bileceği bir şey diyorum. Peki biz diğer halklar edilgen miyiz sorusuna, örgütsüz ve eşitsiz yaşantıda lümpen kolonileriyle de vasıflı halleriyle de işçi sınıfının nerede yaşadığıyla orantılı olarak da tarihi değiştiremediği bir noktada olduğumuz kanısındayım. Artık kimse sosyalizm ideolojisi ihraç etmiyor ve halklar melez bir sol anlayışla Ortasınıf çeperi içinde yaşayıp gidiyor.  

Gelelim Çin’in reel yönelimine…

Şi Cinping Hindistan'da BRICS toplantısında, Çin ve BRICS ülkelerinin Ortadoğu ve Körfez'de barışı sağlamak için elinden geleni yapacağını belirtmiş. Bu Ortadoğu’yu ve Körfez’i ilgilendiren konu, bunun yeşil ışığı da son ziyareti Mısır’da da gizli.

Çin nasıl bir ekonomik model öneriyor devletlere sorusunu soralım önce yazımızın ilerleyişinde. Aslında Çin mallarının satışı karşılığında geçiş yollarında (İpek Yolu'nu yeniden inşa ediyor) gümrük  vergisi karşılığında bir kazan-kazan prensibiyle karlı anlaşmalar yaptığı kanısında. Oysa verdiği borçlar sonrasında da o ülkenin madenlerini işletmesi, elinden elektrik dağıtım şebekesini alması gibi yönelimleri, Markantelist yani tek taraflı kazanç peşinde koştuğunu, sıfır toplamlı bir oyun oynadığını gösteriyor. Aynı şey kuşkusuz Rusya'nın iş yapma yönteminde de var. 

Sanırız Çin tüm Dünya'yı üretim ve ucuz mal penceresinden okuyor. Dünya'ya hakim olmak askeri değil, iktisadi savaşla mümkün savını dile getiriyor olmalı. Askeri olarak hamle içinde olan 2026 yılında 600 kadar nükleer başlıklı füze sayısına ulaşması planlanan Çin'in hayalet filoları da ABD'den önce çıktı. Dünya'nın ikinci ekonomisi ve askeri açıdan da güçlü olmak için yoğun çaba harcayan Çin'in, tüm Dünya'yı sardığı ama enerji alanı üzerinde oturan Ortadoğu ve Körfez ülkelerine ayrı bir sevgi ve ilgi beslediği kanısı içindeyim.

Çin’in Rusya ile karıştırılmayacak tabii ki ihracata dayalı ekonomik büyüklüğüdür. O Rusya gibi Enerji Sektörü’nün sanayi olduğu bir üretim ilişkisine sahip değil. Sarımsaktan otomobile kadar Dünya'yı besleyecek kadar üreten Çin, baba rolüne oturuyor kendi mantığında. Öyle ki, bunları başka ülkelerin üreticilerinin üretmesine gerek kalmayacak kadar ucuza veriyor. Kendi halkı da çocuğundan gencine kadar bu üretimin az gelirli, ülkeyle birlikte büyüyen işçileri. Kendi parasını devalüe etmekten de çekinmiyor Çin, ihracat yapabilmek için. Bu açıdan Putin'in önerdiği Yuan'ı merkeze alma fikri batıyor. Ama son zamanda Yapay Zeka Tedarik Zinciri’nin pahalı olması nedeniyle Yuan'ı daha da değerli kılmak için çaba harcadı. Bunları anlatmamın nedeni, kendini şefkatli bir baba gibi Dünya'ya sunan Çin'in nihai hedefini alt yapının üst yapıyı belirleyeceği bir yere oturtup oturtmadığı; malum Marksist.  Eğer alt yapı üst yapıyı belirliyorsa, üretim içinde olan Çin'in tüm Dünya'nın üst yapı kurumlarına hakim olması gerekir. Yoksa kimse ucuz mal üretiyor diye bir adamı hayatın merkezine koymaz. O, zaman içinde Çin Malı imajını değiştirerek en iyisini ürettiği iddiasıyla Dünya Halkları'nın karnının doymasından giyim ve bineceği arabaya kadar tedarik eden Dünya Komünist Devleti'nin kurucusu gibi. Tabii burada aşılmayan problem ırkçı yaklaşımı Çin'in. Uygurlara uyguladığı işkencede kendinden olmayana dönük yaptırımlar, borç verdiği ülkelerde yönetime müdahil olmayıp (her halkın istediği gibi yönetileceğini düşünüyor olmalı, bazı halklar açlık sınırına mahkumdur) ülkenin kaynaklarını yağmalayarak, Çin'e artık değer aktarıyor. Bu akıl almaz yarışta, Eugene O'Neil'in Affluenza Hastalığı (Zenginlik Hastalğı) dediği şeye yakalanmış olması mümkün değil. O halde liberal demokrasinin de altını oyarak ve kapitalist serbest piyasa sistemi yerine Dünya'yı besleyen Çin modeliyle, üretim ilişkisi üzerinden bir dönüşüm peşinde. Bu dönüşüm Dünya'yı Modernizm’in sonunda ya da Kapitalizm’in sonunda Komünizm'e çekecek bir dönüşüm olduğu kanaati içindeyse yanılıyor. Burda Yeni Ortaçağ'la çatışıyor yolları.

Peki Komünizm ne vadediyordu bize? Makinelerin işleri yaptığı, insanların kendilerini gerçekleştirmek için çok zaman ve kültürel eğitimle sağlık, barınma ve temel diğer ihtiyaçlarını ihtiyaca göre karşıladığı bir hayat biçimiydi. Burda Çin Halkı çalışır siz keyfinize bakın demek istiyor, sanayinizi geliştirmeyin diyerek ve sanayinizi korumayın diyerek devletlere, böylece zaman içinde muhtaçlık ilişkisiyle bir köle düzenine dönüşecek olan mirasyedi ülkelerin halklarından olacak olursanız. Kısaca Çin Halkı karınca gibi çalışırken, düşük fiyatla satmaya çalıştığı Çin'in her ürünü üreticiyi darboğaza sokuyor  o ülkelerde. Bundan ne çıkar Çin diye kişileştirerek soruyoruz koca bir ülkeye? İmparatorluğa dönüşmen ve karınca olarak çalıştırdığın 1,4 milyar insana, 5 milyar insanın biat etmesini istemeyeceksen ne çıkar? O Marx'dan sonra gelen en mükemmel lider Mao mudur gerçekten diye de ikinci sorumuzu yöneltiyoruz. Mao'nun önderliğinde komünizme geçiş için Dünya'yı bu kez zorlarken gerçekten de  devletlerin hükümet biçimlerine karışmıyor. Bir kez daha hatırlarsak Markantelist oluşu, tek taraflı kazanç prensibinin piyasa kuralları gereği olduğu durumda, imanında yaraya neden olmuyor. Belki de Dünya biat ettiğinde, komünizm altında, Çin’in şimdilik piyasa kuralları içinde hareket ettiğin ama sonrasında Dünya Komünist Devletini kurduğun sistemde Dünya Devleti de mümkün olacak ve tüm iktisadi ve diğer üst yapı kurumları Çin'in tekelinde toplanacak. O yüzden o kadar barışçıl, o kadar barışçıl ki, SSCB'nin emperyalist emelleri yerine iktisadi emperyalizmi kullanıyor ve Afganistan'a bile karışmıyor. Afganların çocukların tüm Dünya devletleri çöktüğünde Çin önderliğinde kurtulmuş olacak kuşkusuz. Yoksa bir adam niye deli gibi üretsin?

Buraya kadar “kötü niyetli” bakış açımızla Çin’e soru yöneltip cevaplamaya çalıştık. Ancak… Kapital ahlak ve Emperyalizm’den yoksun olması gereken Maxsist-Maoist Çin, tek kutuplu Dünya'yı eline almak isterken, ABD'yi tahtından etmek isterken barışçıl yöntemler kullanıyor ve barışçıl olduğunu her halükarda ifade ediyor aslında, rejim ihraç etmediğini de. Kısaca ideolojik değil sosyalist serbest piyasa ekonomisi uygulayarak ABD ve Batı'nın kurallarını uyguluyor. Çin'in tüm Dünya'yı sömürmeyeceği savı, onun sosyalist-komünist doğasına atıfla halklara nakşedilebilir sanırız. 

Dünya Çin'den hiç mal almasa ürettiği malı içinde boğulacak Çin. Şimdi bile boğuluyor, deflasyon yaşıyor. Bu romantik komünist hareket bu haliyle de. Böylece Marx ve Mao hiç yanılmamış, hep haklı çıkmış olacak ve yolundan giden, rejimi değiştirmeyen ve bu rejimle Dünya'nın 2.ekonomisi ve süper gücü olan Çin de yanılmamış olacak doğal olarak. 

 
 
 

Comments


bottom of page